KARANLIKLAR.

MÜHİMMAT DEPOSUDUR ASLINDA YERKÜRENİN.

Dünya’nın en büyük kuru yük gemisi salıncak taşımaz. Dünya’nın en uzun treninde dönme dolap yoktur. Ve çocuk düşleri, vaad edilmemiş topraklarda, uzak çöllerde kuruludur.
Bizler, yani biz insanoğlu; eser miktarda umutla yakalanırız her sınır kapısında…
Hayat dediğiniz şey, solumak ve yaşamak rotasında bir gün, makas değiştirirken; abluka altına alınmış beton binaların kuytu köşelerinde, sarılıp sarmalanmış limon ağaçlarını dikeriz saksılara.
Genellikle televizyon ekranları siyah beyazdır. Belki biraz kırmızı. Ama asla mavi değil.
Sınırlar şehirleri böler, ülkeleri, nehirler ve jeopolitik önemleri.
Kaburgalarının altında bir miktar infial taşıyan seyyahlar,
kuş bakışı göçmektedirler herhangi bir ortadoğudan.
Alçı odalarında kahve kokusuna rastlanmaz buralarda pek ve barışmak eski bir ölme biçimidir.
Serbest düşüş diye bir şey vardır buralarda sayın okuyucu ve yaşamamak özgürlüğün en nihai kaderidir.
Memnun edilmiş bütün tanrılar, gücenmez genellikle kullarına ve buralarda öfke eski bir sanat biçimidir.
Hep geceleri geçer tren ve gemiler şehirlerden. Daima gemiler ve trenler, geceleri.
Mavi yoktur, umut yok ve buralarda Tango, eski bir ağıt biçimidir.
Hadi bak, duy, dokun, say…
Buralarda gece, eski bir kaçma biçimidir…

HIDIR MURAT DOĞAN
Genel Yayın Yönetmeni

imza

Normal boyutlarda okumak için, lütfen üstteki görseli tıklayınız.
Daha yüksek boyut ve özelliklerde okumak için, lütfen indirerek okuyunuz. Tüm platformlara uyumludur.