ben acıya çocukluğumu rehin verdim önce
yollarım unutulmuşlar cemiyetine çıkıyor şimdi
eksiktir saydığım günler arasında sevincim
bütünlüğünü astığı fotoğraflarla tamamlayan evler geliyor aklıma
çerçiler..
seyyar satıcılar..
kamyon arkasına takılan gök gülüşlü çocuklar..
bir elinde tesbih
diğer elinde terli dünya
kenar boşluğunda oturan adamlar
içleri ıslatan muhabbetleriyle
günü çeviriyor akşama
ve kadınlar ah çektiğim bütün zamanların siyah beyaz resmidir
her köşe yok çınlıyor
narin bir sızıyla
dönemiyorum aklımdan içeri
dönemiyorum aklımdan geri..

dalgın ve dağınık bakıyorum kendimden görmedir heryer-herşey
böyle kalmaz bir şarkı yıkar belki
yas evine dönen kalbimi
kanımda dolaşan bu karanlığı
ve alnımda hiç bir şiire dökülmeyen kederi.
oysa ben
aynı cenazeyi kaç defa kaldırdım göğsümde
kaç defa yalnızlığa gömdüm birbirine küs ellerimi..

o ılık sabahla kaldı sen, ve herşey
hayatın sakinlik perdesi yırtıldı artık
bütün felaketlerinde uyumadım gecelerin
yüzümü değiştim türlü türlü acıyla
konuşmadım,
açmadım çoğu uykunun ağzını geçtiler
bulurlar dedim yangının izini
bulurlar
su dökerler sesime
sandığımla kaldı söylediğim tüm sözler
gidemedim bir daha kendimden ileri
gidemedim bir daha kendimden beri…

Şair

1993 Van doğumlu. Bursa'da yaşamaya çalışıyor. Hüznün sularında yüzen harflerin bir gün elbette güleceğine inanıyor, sevginin-sevgilinin sayfalarına vardığında...