Cemalim;

Mektubun hele şükür, geldi. Oysa ben, geleceğinden umudu kesmiştim. Bu yüzden dün senin yazıyı dizmemeleri için basımevine haber ilettim. Şimdi de gider, yeniden dizmelerini söylerim! Ne yapalım, bu kadarcık nazımı da çeksinler… Papirüsün fotoğraflı bölümü için acele etme. Daha doğrusu yazıyı hazırla da bir kıyıya bırak, beklesin. Kitap çıksın da öylece yayınlarsın. Varsın Ekim olmasın da Kasım olsun. Ancak, senin yazın, Senin imzan olursa bu işe katlanırım. Yoksa dalamanların övgüsü bile bana küfür gibi geliyor. Evet, böylece o yazını da ikinci kitaba alırım.

Elifle karı-koca olmanıza elbette çok sevindim-ama sana da rahmet okumadım değil. İnsan iki satır yazıyla böyle bir olayı, eşe, dosta duyurmaz mı? Neyse bari bu kızcağızı hoş tut. Onunla çoluk çocuğa karışmanızı dilerim. Ama, şeytan kulağına kurşun, diğer karıların gibi bu kızı da heder edersen bu Sefer benden çekeceğin var! (Ama Elifin eline, onlar su dökemez elbet).

Bahsettiğin kimse hakkında yazdığım mektup, ağır gelmişse iyi olmuş. Gereksiz yere kimseden tiksinmem. Bunu sen çok iyi bilirsin. Bir sefer de bulvarda birini dövüyordum, sen araya girip engel oldun. Ama bir süre sonra tiyatroda aramıza hiç kimse giremedi. Daha doğrusu girmeye cesaret edemedi ve, ben ağız tadıyla bir güzel dayak attım. Herkes de beğendi! (Ama şimdi O çocuk çok saygılı ve efendiler efendisi bir adam oldu.) Neyse, uyarmana teşekkür ederim. Lakin kime nasıl bir işlem uygulayacağımı ben bilirim ve bu konuda asla haksızlık etmem.

Seni hasretle öperim. Gelişini hafta sonuna raslat, bir cumartesi akşamı bizim fakirhanede içelim. Karım, Kürd yemeklerinin hepsini öğrendi.
Ülkü’nün gözlerinden öperim.

Elif ile Zuhal’e saygılarımı ilet (Ama Zuhal’i tanıyamadım) Ha, ben zaza değilim ama bütün Karacadağ Zazaları kirvelerimdir. Dört kardeş de Siverek’te sünnet olduk. Dünyanın en güzel kızları, hiç kuşkusuz zaza kızlarıdır. Yiğitlerinin yanında da Herkül ve çağımızın sinema jönleri ancak ve ancak maskara sayılabilir.
Sana babam ile anamın kimlikleri ve kişilikleri konusunda bir daha ki sefere bilgi veririm. Yazında kullanırsın.

Sankülot’u görmeyeli yıl oldu. Herif Kurt osuruğu gibi kayıplara karıştı!
Hadi yeniden öpeyim.

Ahmed Arif

14 Eylül 1968 Ankara

Bir Kısım Edebi Şeyler!