Amelie’ye açık mektup

Sarı bir yağmurdan maviye çalıyor bazı vakitler. Ellerime yağan her damlaya dualar ekiyorum. Ellerim hayata meydan okuyor. Bazen de lanet!
Küçük bir kız çocuğunun masumiyetiyle ve benim henüz kimselere söylemediklerim boşalıyor oyuncak sepetimden. Kim bir kalbi oyuncak sepetine çevirir ki? Defalarca izlediğim bir filmi anımsıyorum. Peri kızı Amelie’yi tebessümle karşılıyor suretim. Şiirden az önce çıktım üstüm başım dize!
Meleğim Amelie,
Seni izlememin üzerinden yarım saat geçti. Ne de güzel melodiler çalıyorsun. Oysa fonda yeni başlayan filmin, O. çocuklarının müziği var. Kıraç, “Yaşamam Artık” diyor avaz avaz! Bence sen de dinlemelisin. Acının melodik halini tanı hiç değilse ama sakın ağlama!
Kimse senin kalbinin renginde olamıyor Amelie. Bazen bir bozguna uğruyor insanlık. Ah Amelie diyorum, dünyayı senin kalbinin rengine boyamalı…
Kaç kez büyüdüğüme inanmış olsam da ağladığım kuytulara hâlâ sığdığımı düşününce, küçülüyor hayatım. Tavanı dar, basık bir mağaraya akın ediyor tüm duygularım. Telaşsız yolculuklara çıkıyorum ki bir yolculuk telaşsızsa, sakinse ve dilsizse, birilerinden ve bir şeylerden aceleyle kaçılıyordur aynı zamanda…
Yoruldum hayatı satırbaşı yapmaktan. Hüzün gelip bir cümleye sığınsa, kâinatın dili tutulur! Kendimi alıp bir yerlerde unutayım diyorum. Kendim ki; bir yığın insan dolu sırt çantası.
İnsan yüreğini sırtında taşır mı hiç?
Çok sevdiklerime dümdüz yazdım durdum, onların sevgisini anlatacak dizeler bulamadım. Yine anlamadılar… Ben hep şiir yazacağım Amelie ama hiçbir zaman şâir olmayacağım ve en önemlisi de şiir…
Benim kalbim cam bir vazodan yapılmış tıpkı senin ”oysaki bir enginarın bile kalbi vardır bayım” deyişin gibi Amelie. Parçalarımı artık toplayamıyorum… Bana nasıl kırılmadan nefes aldığını söyle. Neden insanları sevginin ve iyiliğin kimseyi kırmadığına inandırdığını söyle… Seni hayal âleminde yaşayan, küçük bonbon şekerleri yiyen bir kız sanıyor ya herkes işte beni de o saçmalığa inandırdılar Amelie… Çok sevdiğim bir Dilek olan Dilek Akın ”Ölür öyle şeyler” demişti. Daha ne kadar öleceğiz birlikte? Bak Didem Madak da çiçekli şiirler yazamadan düştü toprağa… Ahlar ağacını yazdı ve “Ah!” dedi hep “Ah!” ”Dalgınlığınıza gelmek istiyorum ve kaybolmak o dalgınlıkta” demişti. Birhan Keskin bize notlar yazıyor ve diyor ki, ”Buraya umutlu günler koydum. Şimdilik uzak gibi görünüyor ama kim bilir birazdan uzanıp dokunursun” ve kardeşim Gökay Birkan Sucaklı ne demişti hatırlıyor musun? “Kendini deniz sanan bir su birikintisiyim. İnsanlar üzerime basıp geçtiğinde anlıyorum derin olmadığımı.”
Bana şiir yazmayı sevdirdiler Amelie. Hep dedim ki; iki satır konuşayım diyeceğim, adım çıkacak şâire. Yazmaktan başka çare bırakmadılar. Ne kadar anlatıyorum bilmiyorum ama bu mektubu çocukların ulaşamadığı ve hâlâ kalbini değerli bir taş gibi en güzel köşelerinde tutanların ulaşamayacağı yerlerde sakla.
Kalbimizin hep kırmızı atması dileğiyle…

Yeni Şeyler

ăn dặm kiểu NhậtResponsive WordPress Themenhà cấp 4 nông thônthời trang trẻ emgiày cao gótshop giày nữdownload wordpress pluginsmẫu biệt thự đẹpepichouseáo sơ mi nữhouse beautiful