“bi’ kadının gözyaşına salınan sandal, sırdan geçer de yürekte alaboraya dalar.”

bekle, dedi adam.
öl demek gibi bi’ şeydi bu.
al şu kızgın şişi, ciğerini dağla,
zemheri ayazında ocak yak ama ellerini ateşe tutma, demek gibi bir şey.
beklemek, bekledikçe tükenecek bi’ şey değildi oysa.
aksine çoğalmak buralarda, bi’ insanı beklemekle başlıyordu.

tozlu bi’ hikâyeden birkaç satır okuyup ağladı kadın.
battaniye etti sayfaları sırtına, beklemeyi aldı başının altına, uykuya daldı.
çiğ yağdı gece üzerine.
gün ışığı dağladı sabah göz kapaklarını.
yol üstündeki karınca yuvalarını saydı.
nefesini tuttu.
bekledi.

bekle, dedi çünkü adam.
avaz avaz bağır ama sesin duyulmasın, demek gibi bi’ şeydi bu.
cennet önüne serilmişken ille de o elmayı ye,
dünya’nın en güzel ezgisine sağır ol, demek gibi bir şey.
beklemek, beklenen gelince bitecek bi’ şey değildi oysa.
aksine mahkûm kalmak buralarda, bi’ insanın gelişini görmekle başlıyordu.

yaslı türküden birkaç ezgi dinleyip sigarasını yaktı kadın.
su etti nağmeleri alevine, küllerini aldı başının altına, semaya daldı.
yıldız düştü gözlerine.
yakamoz açtı teninde.
kıyıya vuran denizyıldızlarını saydı.
nefesini geri bıraktı.
bekledi.

çünkü, bekle, dedi adam.

Yazar

Sınıfının öğretmenidir. Vaktiyle, Koza Düşünce Dergisi'nde pedagojik düşünce yazıları, Yalnızlar Mektebi Dergisi'nde de araştırma\inceleme yazıları yazmışlığı vardır. Şimdi ise Kaybolan Defterler'de, Karahindiba Dergi'de ve Âlâ Edebiyat Dergisi'nde bir küçük yaprakçıktır. Hayatının geri kalan kısmını ise bolca okuyan, kalemi yettikçe yazan bir cesur acemi olarak sürdürmektedir.