Ben Büyüyünce Örtmen Olacam

hepimizin yüzüne sorulan sorular var, oysa gözlerimize hiç yok.

kendimden, hatta sorulmamış soruların cevabı olan gözlerimden başlarsam; ütüsü bozulmamış, buğdayların yeşilliğinde kalan bir umut olacak.
size ilk okul günlerimi deşeceğim biraz, makul görün
belki bende rastlarım bir daha o umuda.

o zaman saçlarımızı annelerimiz keserdi ve leğenlerde yıkanırdık
pantolonlarını yukarıya kadar çeken çocuklar daima yoksul olmuştur. abisinindir büyük geldiği için yukarıya çekmiştir.

bilin istedim; mevzuya, mevcudiyete aykırı olabilir örtülemez ama yoksulluk.

ilkler her zaman önemli bir yere sahiptir. aslında sahip olmasının nedeni bir daha olmayacakları içindir.
ilk defter, ilk kalem, -çanta demeyeceğim siyah bir poşete- ilk okul, ilk o ılık sınıf.
ve o ilk öğretmen.
tuhaftır bir ülke değiştirmiş gibi oluyorsun.

o sana, sen ona bakıyorsun arada binlerce şey geçiyor
göz göze geliyor ama söz yok.
biz de öyle baktık öğretmenimize üşümekten, yazın bile geçmeyen kırmızılaşan yüzümüzle
ve isimlerimize kadar her şey tamam gerisi yok
gerisini getirecek bir dil yok
yok’tan başlayacak o kendi diliyle varsayacak bizleri.

günler günleri aşarken birbirimizi daha iyi tanıdık
şüphesiz çoğu kelimeyi tam diyemediğimizden sustuğumuz da oluyordu
ve utanmamız yok mu? ne kadar safçaydı kirlenmemiş bir su gibi.
dördüncü sınıfa kadar ”tuvalete gidebilir miyim öğretmenim?”
diyemedim. “tılavete gidebilir miyim örtmenim?”
hep utana utana, gerile gerile öğretmenim her ne kadar gülümsemeyle karşılık verseydi de ben yine burkulurdum.
keder dedim burda
sahi siz kaç yaşında vardınız o fütursuz eşiğe
ben çocukken de kederin adını değil,lakin kendisini taşıyordum
benim gibi taşıyan bir sınıf dolusu çocukla.

bu da mevzuya denk gelmedi sanırım olsun menzildedir hala.
olsun sırasında yırtık ayakkabısına diğer ayağıyla basıp, saklayan
zil çalarken kimse görmesin diye apar topar kaçan çocukların ayıbı olsun bu da…

zaman geçti elimiz dilimizden önce kaynadı okula
resimler çizerdik biz, nedense ilk önce göğü ve dağları arasında da güneşi çizmeyi ihmal etmeden.
bir gün öğretmen sordu:
“neden ilk dağ?”
“örtmenim; biz sabah kalkıyoruz, ilk dağı görüyoruz karşımızda. yanımızda tepemizde ve güneşin orda doğduğuna inanıyoruz. hatta annem ‘bak güneş nereye çıkmış siz hala kalkmadınız mı?’ der.”
yani yazında evlerimizi çizerken bacalarında duman tüterdi.
sanki bizden başkası yokmuş, başka evler nasıldı ki?
dağ sanki bir tek bizimleydi veya her yerde öyleydi

öğretmenimiz bize başka yerleri de anlattı şimdi ellerim yüzümde fotoğraf çektiriyorsam ordan kalmadır
başka evleri, nehirleri, okulları, sıraları, çocukları, her şeyi…

lütfen menzilde kalan mevzuda da olsun
öğretmen: “sen büyüyünce ne olacaksın?”
ben: “örtmen olacam örtmenim örtmen…”

sonuç: olamadım olmadım değil..

Yeni Şeyler

ăn dặm kiểu NhậtResponsive WordPress Themenhà cấp 4 nông thônthời trang trẻ emgiày cao gótshop giày nữdownload wordpress pluginsmẫu biệt thự đẹpepichouseáo sơ mi nữhouse beautiful