Beni sevmiyorsan eğer, öldürmelisin…

Kahve fincanlarını birbirine çarpıştırarak, eksiltili eksiklikler senfonisine kaptırmıştım bir zaman kendimi. Ayak uçlarımdaydı kağıt topakları. Sakin bir intihar akşamı geçiyordu odanın ortasından ve hiçbir kutsal kitap kendini öldürmeyi kabullenemiyordu.

Beni sevmiyorsan eğer, dindirmelisin…

Mahalle aralarında yenikliklerini eskicilere satan adamlar tanıdım, hepsi orta yaşın biraz üzerinde. İlk yazlarını öylece ortasına bırakıp gidiyorlardı işte, tahtadan el arabalarının…

Beni sevmiyorsan eğer, bindirmelisin…

Ağlamaktan gözleri şişmiş palyaçoları edindim ben hep arkadaş diye. Ellerimde portakal çevirdiğim hiç olmadı ama, uçurum kenarlarından çevrildiğim de hiç görülmemişti. Sen durdun, ellerini havaya kaldırdın…

Beni sevmiyorsan eğer, indirmelisin…

Yaza yaza kangrene dönüştürdüğüm birinci el yaralarım vardı benim. Hepsi tamamen kendi üretimim. İnsanoğlu böyledir, meczup her şey için mutlaka uhrevi bir kıyafet uydurur.

Beni sevmiyorsan eğer, dövdürmelisin…

Hayat, aslında bir çeşit köy yangınıdır sevgilim… Kabahatlerin kahkahalara karıştığı ayrıkotu tarlalarında yürürken rastlaştık senle bi vakit. Aşka acıyan, aşka acıkan, aşka acıtan… Bol hasatlı bir dil mevsimi geçti demin, gecenin şurasından…

Beni sevmiyorsan eğer, öldürmelisin…

Yeni Şeyler

ăn dặm kiểu NhậtResponsive WordPress Themenhà cấp 4 nông thônthời trang trẻ emgiày cao gótshop giày nữdownload wordpress pluginsmẫu biệt thự đẹpepichouseáo sơ mi nữhouse beautiful