Ben ne güzel çocuk öldürürüm / geceleri

Durun!

Vurmayın dizlerinizi ensemin köküne köküne

Bu şalgam tepesi firavunî değil

Biliyorum kavunun tadı güzel

Gırnatanın sesi iyi

Dertli, şeddeli

Ama yetmiyor beyim işte

Ah baş diye yukarıda tutamadığım biçimsiz nesne

Kimseler görmedi içindeki cinayetleri

 

Ben ne güzel çocuk / öldürürüm geceleri

Asarım, kurşuna dizerim

Korku boğazlarına kadar dolar

Göz bebekleri büyür

Semayı tanrılara dar eder o küçücük elleri

Gün çığlıklarının üzerine doğar

Ben Ilgaz’dan seyrederim

Şattülarap’ta kanlı gömleğiyle kulaç atar onca sabi

 

Ben ne güzel / çocuk öldürürüm geceleri

Düşüme salıncak kurarım

Çıngıraklı toplar veririm ellerine

Sırtımda ucu karanfilli bir a ke kırk yedi

Babamın çok kravatı var

Bu yüzden beraber gömüyoruz

Devlet dersinde boynuma taktığınız cesetleri

 

Ben ne / güzel çocuk öldürürdüm geceleri

Kahramanıydım onların

Cennet abileriydim

Ömür denen sefaleti alır

Takardım kürek kemiklerine güvercin teleklerini

 

Ben / ne güzel çocuk öldürürdüm geceleri

Yanılıyorsun -bu şiirin abesle iştigali- sevgili

Ne kurşunum bitti

Ne de gebertebildim düşümdeki kancık katili

Kafama kurduğum salıncak boş

Son çocuğum, renkli balonlar tutmayan sağ avucuna sarılıp gitti.

 

 

Yazar

TabutMag’da, Yazma Edebiyat Fanzini’nde ve bazı kültür sanat sitelerinde şiirler ve deneme yazıları karaladı. Şiirle çokça hemhâl oldu. Gerçeklik tutkunu. Fırsat buldukça fotoğraf çekiyor ve Ankara’da kendi kendine türkü söylüyor.