Cezve

“karalamalarına tarih eklemiyordu kadın. kelimelerin yılı, ayı, günü, anı yoktur çünkü.”

 

Bu ikindi mucizevî bir şekilde yeniden çalışmaya başladı hurdaya kaldırmaya niyetlendiği bilgisayarı. Onun şerefine bir cezve su koydu ocağa. Kaçak bir fincan kahve içmek için. On beş adet çiğ badem döktü çay tabağına. Hangi yazardı bu, bir şeyler karalarken kahve ve badem ile beslenen? Yok, hayır ondan esinlendiği için değil de diyetini bozmamak içindi bu çaba. Ara öğün saatiydi çünkü. Yok yahu öyle de bir yazar yoktu zaten, sanki.

Biraz önce çokça tutulmuş bir romantik komedinin daha sonuna geldi. Hayır, tarzı o olduğu için değil. Tarzı olmayan bu şeylerde diğerleri tapılacak ne buluyor, onu merak ettiği için. Evet, çoğunluğa “diğerleri” diyecek kadar öteki bu familyada. Hala bir çalışma masası yok mesela. Boş kitap kolilerini ambalaj kağıdıyla sarıp sehpa etti kendine. Evin tüm pencerelerini açtı. Bu kapalı ama sıcak temmuz akşam üzerisi yoksa nasıl atlatılırdı? Çok sıcak olması neyse de keşke böyle sıkkın bir hava olmasaydı. Yatsan yatılmaz, evden çıksan dolaşılmaz, kitap okusan uyku bastırır. Neyse ne.. Bacaklarını koltuğunun başlığına kadar uzattı. Gözlerini tavana dikti. Köşedeki örümcek ağı ile dinledi suyun fokurdama sesini.

Birkaç güne valiz toplaması lazım zaten… Memleket yolları kıvrılmış bekliyordur onu. Onca öpülecek büyük eli, yerine getirilecek ritüel, “Ah, nerede o eski bayramlar!” diyecek bilmem kaçıncı dereceden varisli teyzeler… Sonra yaşını soracaklar. Azimle ne iş yaptığını… Tek tek hepsine tebessüm etmek zorunda kalacak. Mesleğinin ne işe yaradığını anlatmaya çalışacak. Neden yalnız olduğunu, sanki çok da üzerilerine vazifeymiş gibi, açıklayacak. Babası kimseyi beğenmediğini, annesi o oğlanı unutamadığını sanacak. Belki kardeşi biraz anlayacak sadece biraz kafasını dinlemek istediğini. O yüzden yalnız yaşayıp kitaplarla uyuduğunu, evinden televizyonu attığını, bağlanmamak için eve hayvan almadığını, her ay farklı bir kuaföre gittiğini, bir şehirde birkaç yıldan fazla yaşayamadığını…

Bitmek bilmeyen akşam oturmalarında balkona sığınacak. Babasının ya da kardeşinin paketinden bir sigara aşıracak. Tiryakisi olduğu ya da evde yasak olduğu için değil, zaten içmiyor olduğu için aşırmak zorunda kalacak. Şimdi annesi görse derdi var sanacak. Babası görse “Sen yapmazdın böyle.” diye kaş kaldıracak. Kardeşi “Abla, neyin var?” diyecek. “Yok ulan bir şey!” diye bağırmak isteyecek. “Kahveyle iyi gidiyor sadece, o kadar!”. O kafayı öyle birazcık dinleyemeyecek işte. Kahve de yasak aslında… Doktoru duymasın. Hele doktorunun duyamaması gerektiğini annesi hiç duymasın!

Az önce mutlu olmak isteyip de bir türlü denk getiremediği adamdan mesaj aldı. Artık oluruna bıraktı. Ne çok sormuş, sorgulamış meğer zamanında. Hani hakikat aramakla bulunmazdı ama bulanlar da ancak ve ancak arayanlardı. Biri bizimle kafamı buluyordu acaba. Sustu. Sağ elinin serçe parmağında bir sızı hissetti. Desene, ocağı yakarken yine elini yaktı. Ha bir de, dün akşam bir evlilik teklifi daha aldı. Bilmem kaç yıldır ıvır zıvır holdinginde çalışan adını hatırlamadığı bir beyden. Evini çekip çevirecek, çocuklarını iyi yetiştirecek, sakin bir hayatı olan bir ‘bayan’ arıyormuş. Tam hayallerindeki eş oymuş. Gülümsedi. “Yanlış numara.” dedi, kapıyı usulca yüzüne kapattı.

Yavan gaz kokusu oturma odasına kadar geldiğine göre su çoktan kaynamış. Kaynamış, taşmış da ocağı söndürmüş bile. Kalksın da bir kahve yapsın, kaçak. Sonra kalan çamaşırları makineye atsın. Orkideye bugün su vermedi onu da unutmasın. Bir de kitabın diğer yarısı bekliyor. Bakalım o evli kadına âşık olan genç adam ölecek mi? Tabii ki de ölecek. Yine de okusun da büyüsün.

Henüz yaz güneşi görmemiş bacaklarını koltuğun başlığından indirme vakti geldi. Su kaynadı artık, ufaktan mutfağa yürüsün. Hayır, örümcek ağını çektirmeyecek elektrikli süpürge ile, en azından bugünlüğüne.

Yeni Şeyler

ăn dặm kiểu NhậtResponsive WordPress Themenhà cấp 4 nông thônthời trang trẻ emgiày cao gótshop giày nữdownload wordpress pluginsmẫu biệt thự đẹpepichouseáo sơ mi nữhouse beautiful