Cigaralı Öykü.

Sabaha karşı uzun yola çıktık. Ankara’dan Adana’ya gitmek hayli mesafe. Arabamızda öyle pek konforlu sayılmaz. Hem hastayım, hem uykusuz. O yüzden biraz huysuzum. Bavul filan dediler bizimkiler ama kulak arkası ediverdim. Zaten insanların bu giyinme takıntısı beni hep yormuştur. Her şey, her şeyin bir başka versiyonu işte, bunu görmek neden bu kadar zor bilmiyorum. Kitap karıştırmayı bırakalı uzun zaman oldu. Yine de onlardan öğrendiğim iki şey varsa birisi şekli aşmak gerektiğidir. Herhalde diğeri de az konuşmak. Dedem “Boş laf ile dağ taş gezersin, iyi laf bahçende büyür.” gibi bir şey derdi nineme. Ya öyle, ya da şairin lafındaki gibi daha afillisi; “Bir şey söyle sözü aşsın öze değsin. ‘Yanındayım’ mesela.”

Neyse, ne diyordum ben?! Ha işte, almadım bi’ şey yanıma. Bi’ uzun yol cd’si yaptım bize bol Neşet’li. Hatun sever diye güzel, yeni şarkılardan da koydum. Bi’ de işte bol bol cigara. Arabayı yavaş kullanıyorum. Cigarayı filan da durup durup yol kenarında içiyorum. Malum; iki kişi olarak son yazımız bu. Vakit iyice ilerleyip yavaş yavaş gün belirirken iyice yoruldum. Kenara çektim. Hava ne kadar sıcak da olsa Toroslar fena esiyor tabi. Koltuğu yatırdım iyice vurdum kafayı yattım. Kaç dakika uyudum bilmiyorum. Hani bazen uyanınca olduğunuz yeri yadırgarsınız. İşte tam öyle oldu uyanışım. Bir an afalladım. Kalkıp etrafıma bakındım, yan koltuk boş. Önce idrak edemedim. Ama aklım başıma gelince arabadan kurşun gibi fırladım. Yola atlamamla bi’ kamyonetin acı freninin sesinin kulaklarımı delip geçmesi bir oldu. Kendimi o koca yolun diğer tarafına nasıl attım bilmiyorum. Kamyonetteki adam küfür etmeyi bırakıp önümden çekilince karşıdaki arabayı gördüm. Bagaj açık, termosu, bardakları filan çıkarmış, elinde de yanmamış bi’ cigara; biraz korkmuş, biraz da -telaşımdan memnun olmuş olacak ki- saklamaya çalıştığı alaycı bi’ bakışla bana bakıyor.

Halimi görmezden gelip, “Gel, sana kahve yaptım. Ayılırsın.” diye seslendi. O kısa ama şiddetli korkunun üzerine bunu duyunca istemsizce tebessüm ettim. Rüzgârın, gittikçe azaltarak sesini yola doğru savuruşu bile içimde beliren huzurun şiddetini değiştiremedi.  Fakat sonra, aklım başıma gelince yüzüme yapay bi’ kızgınlık takınıp, yolun diğer ucuna doğru “O sigara ne?” (Onunla konuşurken “cigara” demiyorum.) diye bağırdım. Suyu boşaltmak için bardağı kavramadan önce cigarayı ağzının kenarına koydu. Yine bıyık altından sinsi sinsi gülüp yarım ağızla, “Merak etme yakıp sana verecektim.” dedi. Kendimi bırakıp alabildiğine gülümsedim. Karşıya geçtim. Kafamı arabadan içeri sokup teybe uzandım. Sesini sonuna kadar açtıktan sonra doğrulup, ağzındaki cigarayı almaya gittim.

 

Yeni Şeyler

ăn dặm kiểu NhậtResponsive WordPress Themenhà cấp 4 nông thônthời trang trẻ emgiày cao gótshop giày nữdownload wordpress pluginsmẫu biệt thự đẹpepichouseáo sơ mi nữhouse beautiful