Defter

Ön çalışmasını 2013 yılının son çeyreğinde yapmaya başladığımız yaratıcı ve popülizme bulaşmamış Sanat ve Edebiyat düşüyle harmanlanmış Kaybolan Defterler, 2015 yılı Ocak ayının yoğun kar yağışlı bir gününde Yayın Hayatına başladı… Günümüz Sanat ve Edebiyat çevrelerinin gitgide ticari odaklı birer mezbahaya dönüştüğü şu günlerde, çürük kokan kelimelere karşı yeni ve temiz bir sayfa açmak istedik…

Seçkin eserler yaratan bir ekiple birlikte; Öykü’ye, Şiir’e ve Deneme’ye yeni bir anlam ve biçim katarken, sıkça karşı karşıya kaldığımız “kopyala yapıştır” kültür anlayışından ziyade, kendinden “Türkiye’de ilk kez” cümlesiyle bahsettirecek Sanat ve Edebiyat yapmak, siz değerli okuyucularımıza haberler ulaştırmak; Yeni kalemler ve yeni zihinlerle “Biz de buradayız!” demek istiyoruz…

Okuyucu ile birebir iletişimi kendimize bir kural olarak belirlerken, sizlerden alacağımız dönütlerle daha çok gelişim, daha çok üretimi amaçlamaktayız… Günümüz teknoloji çağında, modüler web sayfamızda eserlerimize kolaylıkla ulaşabileceğiniz bir tasarım planladık. Süreç içerisinde sayfamızı Radyo, Kişisel profiller gibi ayrıntılarla zenginleştirmeyi planlamakla birlikte, okuyucularımıza daha çok kaynaktan ulaşabilmek için, sosyal ağları da en doğru biçimde sıralanan paylaşımlarla süslemeyi düşünmekteyiz…

Her birinin kendince kült birer eser niteliği taşımasını istediğimiz Kaybolan Defterler Zine Dergisi, şimdiye dek yayınlanan sayıları ile büyük bir okuyucu kitlesine erişmiştir.

Bizler, defter kenarlarına düşlerini çizmiş o çocuklar işte evet;

“Biz de Buradayız, geliyoruz…”

Bu Logo Ne Anlama Geliyor?

Hepimiz çocukken masallara inandık. Hayallere. Bir yerlere karaladık zihnimizi. Duvarlara. Kağıtlara. Defterlere. Sonra büyüdük. Kaybettik düşlerimizi. Defterlerimizi de...

Anlatmak için bekledik. Bu zamana dek. Aklımızda Kaybolan Defterler. Tıpkı bir Latin Atasözünde de denildiği gibidir çünkü.

"Otium sine litteris mors est"

"Edebiyatsız geçen zaman ölümcüldür."