Fesleğen

 

“Kuyudan bakınca gökyüzü, küçük, mavi bir balık… “

Yusuf’un düştüğü kuyudan içeri saçlarını saldı Züleyha. Yusuf, sımsıkı tuttu saçlarını. “Çek!“ dedi. Saç diplerine kuvvet Yusuf’u asıldı Züleyha.

Züleyha, gözü Yusuf’un parmaklarıyla mimlenmiş kadın. Gerdanından gül yaprakları taşan kadın. Gönlü kaydı diye imtihana tabii tutulan kadın. Gözüne değen göze hiç hesap sorulmadan iffet prangasına mahkûm edilen kadın.
Her kadın her gece bir “binbir gece” masalı biriktirmez mi yastığının altında?

Yusuf’u çektikçe saç telleri bir bir koptu Züleyha’nın. Yusuf’un avucuna geldi öbek öbek. Yılmadı çekti. Canı yandı. Saç dipleri kanadı. Çekti. Tırnaklarını kuyunun taşlarına geçirdi. Tırnakları kanadı. Çekti. Yusuf, kanayan tırnakları değil de kopan saç tellerini gördü. Sitem etti Züleyha’ya. Bıraktı tuttuğu son tutamı da. Kuyunun çamuruna battı. Ardından atlamak istedi kuyuya Züleyha. Onu da istemedi Yusuf, itti.

Yusuf, parmağının değdiği her gözü kör eden adam. Önce yanaklarda menekşe açtıran sonra da tek sözle koca bahçeyi viran eden adam. Sebep olduğu yangına önce sevdiği kadını atan adam. Acziyetini kibriyle gölgeleyen adam.

Kuyunun dibine çöktü Züleyha, bekledi. Kopan saçlarından arda kalanlarla kaderini çizdi. Bekledi. Kuyudan bir ses gelir mi diye kulak kesildi. Bekledi. Bir gün bir ökçe ezdi yüreğini Züleyha’nın. Araladı göz kapaklarını, Yusuf’u gördü. Kuyudan çıkmıştı. Üstü başı çamur. Yazmasını aldı başından Züleyha, Yusuf’unu paklamak istedi. İstemedi Yusuf. Yine itti. Başka bir tutam saç vardı avucunda. Ardında da rüzgârla dalgalanan başka bir yazma. Al bir yazma. Alı solmuş kendi yazmasına baktı Züleyha, sonra parlayan diğer al yazmaya. Yutkundu. Yusuf sırtını döndü. Yürüdü. Yürüdüler.

Kuyu kurudu. Gün söndü. Züleyha’nın saçları döküldü. Al yazması küle döndü. Kırk gün kırk gece gözyaşı döktü, ömrünü kuruttuğu kuyunun başında. Bir gün bir filiz baş verdi ayakucundan, gün açtı, kuyu taştı. Yusuf’un gittiği yolları fesleğenler kapladı. Rüzgârla sallandılar, sallandıkça huzur koktular. Derin derin içine çekti Züleyha bu huzuru. Sonra da kederini bulutlara üfledi. İki şimşek çaktı. Ardından uzaklaştı bulutlar. Omuzlarındaki yükleri dağların ardındaki başka bir köye akıttılar.

O günden sonra, her bahar iki fesleğen fidesiyle girdi kadın eve. Önce topraklarını değiştirdi sonra can sularını verdi. Pencerenin en güzel köşesine yerleştirdi. Birinin adını Züleyha, diğerinin adını ise Yusuf koydu. Hiçbir sene Yusuf yazı göremedi. Kurudu. Züleyha ise sonbahara kadar çıktı.

O kadın, bu bahar da yine gelir mi?

Yeni Şeyler

ăn dặm kiểu NhậtResponsive WordPress Themenhà cấp 4 nông thônthời trang trẻ emgiày cao gótshop giày nữdownload wordpress pluginsmẫu biệt thự đẹpepichouseáo sơ mi nữhouse beautiful