Hakim

Ne zaman çocukluğumu düşünsem doğmamış çocuklarımı kıskanıyorum, ne zaman seni özlesem sokağa çıkıp küçük bir kız çocuğuna gülümsüyorum.Seni özlemek de mesele değil aslında, yirmi dört saat benim gibi bir adam için çok fazla, o kadar.İşe gidiyorum, masamda oturup sağı solu seyrediyorum, yönetici kızmasın diye birkaç kişiyi arayıp kendi kullandıklarından daha pahalı bir telefon hattını almaya ikna etmeye uğraşıyorum.Sonra öğle yemeği oluyor, sonra yine telefon konuşmaları ve en son kendime yürüyecek güzel bir yol seçip akşamı yaşamaya başlıyorum.Neden bilmiyorum ama böyle anlatınca hayatım olduğundan daha güzel gözüktü.Güzel değil de belki, nasıl derler, huzurlu.Tabi onar dakikalık uykularımı esir alan karabasanlarımı sana anlatsam huzur kelimesinin anlamını bilmediğimi düşünebilirsin ama seni üzmek istemiyorum.

Geçen gün işten çıktım, köpeklerin en az olduğu yoldan yürüyüp eve gittim.Yol boyu kimseyle konuşmadım, evde kendime kahvaltı hazırladım.Bazen annem de böyle yapardı eskiden, annemi hatırladım.Annemi özlerken seni düşündüğümü fark ettim, aynı anda da çocukken top oynadığımız toprak sahayı.Bu aralar böyleyim işte; neyi, kimi özlediğimi karıştırıyorum, sadece özlüyorum.Neyse işte, beni o sahada top oynarken seyrettiğini hayal ettim.Sen izliyorsun diye en olmayacak tekmelere kafa soktuğumu.Böyle ağzım yüzüm kan içinde, sen başımdasın, korkmuşsun.Ama ben hiç ağlamıyorum, çünkü kahramanım.Arkasından hayalimi gerçek bir anı gibi kafamda döndürmeye devam ettim.Okul yıllarına getirdim kendimi.Kavga ediyorum senin  için, tabi yine mağrurum, sen yine utanarak seviyorsun beni.”Dondurma yesek mi?” diyorum, evet anlamında başını sallıyorsun.Yürürken canımın acıdığı gösterecek kadar asıyorum yüzümü ama umursamıyormuş gibi yapıyorum.

Çayım bitmese kendimi çocukluk aşkı olduğumuza ikna edebilirdim neredeyse ama hala ince belli bardakta içiyorum çayı, çabuk bitiyor.Bardağımı tezgahın üstüne koydum, yenisini doldurmadan montumu alıp evden çıktım.Cebimdeki paraya baktım, bir taksi çevirip bindim.Yol boyu taksiciyle sigara muhabbeti dışına çıkmayacak kadar sohbet ettik, iki sigara daha içtik, “Geldik” dedi.Taksimetre elli üç yazdı, elli lira aldı.Araba uzaklaşınca karşı kaldırıma geçtim.Birkaç adım attım, kenara çekilmiş büyük taşlardan birine oturdum.Yirmi sene geçmiş, her yer beton yığınlarıyla kaplanmıştı ama çocuklar top oynuyordu.Tam karşımda, aynı toprak sahada koşturup duruyorlardı.Onlar toprağa bastıkça kalkan tozu gördükçe bir peri masalının başlangıcındaymışım hissine kapıldım.Avcumu toprağa bastırdım, sonra diğer elimi de toprağa sürdüm.Sonra ellerimi kokladım, ama kokusu senin kokuna benzemiyordu.Bir kez daha ellerimi toprağa bastırdım, tekrar burnuma götürdüm.”Belki de kokusunu unuttum” diye geçirdim içimden.Nasıl oldu bilmiyorum ama hıçkıra hıçkıra ağlamaya başladım.Hani “Bizi ölüm bile ayıramaz” derdim ya sana, hani “Biz kaybettiklerimizi toprağa değil yüreğimize gömüyoruz, bize ölüm yok” derdim.Yanlış yaptın, ölmeyecektin işte, beni bırakmayacaktın.Sensiz nasıl yaşayacağım hakkında o kadar çaresiz bıraktın ki beni, hata yapmamak için hiçbir şey yapmaz oldum.Çıkarıp kalbimi şu sahanın orta yerine gömmek istedim, tıpkı defalarca istediğim gibi ama yapamadım.Ne kadar uğraşsam da kendime, aklıma hakim olmanın yolunu bulamadım.

Kafamı kaldırıp gözlerimi sildim, çocuklar birbirine girmişti.Fırladım yanlarına gittim, “Neyi paylaşamadınız, derdiniz ne oğlum sizin?” dedim.Bir tanesi “Abi her şeye faul diye ağlıyor bunlar” dedi, sonra arkadaşlarıyla sessiz sessiz bir şeyler konuştu.”Abi hakim olur musun?” diye sordu.Kendimi tutamadım kahkahayı patlattım.”Hakim değil lan o, hakem” dedim.Parmaklarımı ağzıma götürüp ıslık çaldım, “Hadi herkes kendi tarafına geçsin” dedim, “Ne görürsem çalarım ona göre.”

Yedek Kulübesi’nden sevgilerle

Yeni Şeyler

ăn dặm kiểu NhậtResponsive WordPress Themenhà cấp 4 nông thônthời trang trẻ emgiày cao gótshop giày nữdownload wordpress pluginsmẫu biệt thự đẹpepichouseáo sơ mi nữhouse beautiful