Bir dönem evde kendi imkanlarımla delirmiştim. Söz konusu zamanların, tabiat ve ekliptik düzlemle zerre kadar ilgisi bulunmuyordu belki ama, ben her şeyi Toros dağlarına bağlıyor, ekvatoral bir yer çekiminin içine doğru düşüyor, muson yağmurlarını sinir uçlarımın üstüne boca ediyordum.

Hayat dediğiniz şey aslında tam da budur. İnsan bir çukura düşer. Çukuru kazanı ya da çukurun ta kendisini suçlar. Hatta toprakla falan konuşur. Sorular sorar:

“Bana bunu neden yaptın?”

Otomobiller delirtiyor bizi. Sokak lambaları, dev ekran televizyonlar, fabrika bacaları ve selfie çubukları… Her seferinde bir kez daha ve aralıksız…

Öyle hızlı geçiyor ki sonra, takip edemiyorsun işte…

İnsan bir çukura düştüğünde, sonra hep düşebilir… Ne bileyim işte… Yine ve yine… Yani sonra, bir daha ve bir daha… İnsan esasen unutabilen bir hayvandır…

İnsanları tabiatta özel kılan şey, zeka ve hafızalarını kullanamayışlarıdır aslında…

Apartman komşuları, eski arkadaşlıklar, iş yeri zorunlulukları ve paramparça aşklıklar… Unutur insan… Sonra tekrarlar… Bir daha ve bir daha, hem de üstelik aralıksız…

Meltem’le evlendik geçen yıl. Bir oğlumuz olacak. Adı Roni. “Aydınlık” demek üstelik ve mutluyuz işte evet…

Fakat insan, korkak bir hayvandır aynı zamanda ve bilinçaltı dediğiniz şey, bir çeşit hipodromdur. Rüyalar bir at yarışıdır çünkü…

Önünden geçer her şey. Bir daha, sonra bir daha… Sonra bir daha… Sonra bir…

Geçen gece rüyamda Meltem’le nişanlanıyorduk. Meltem yeşil bir elbise giymişti. Büyükçekmece gölünün kenarında fotoğraf çektiriyorduk. Sonra işte vesaire ve vesaire…

Eve dönmek için arabanın kapısını açtım, bindim, kontağı çevirdim.

Meltem “Saat kaç?” dedi.

“Ha siktir!” dedim kendime “Nerdeyim lan ben?”

(Şubat 3, 2015)

Yazar

Öğretmen. Tasarımcı. Programlamacı. Fotoğraf sanatçısı. Amatör müzisyen. Öykü ve deneme yazarı. Kurgu Kültür, Güney Dergisi, Logos, Otobug, Fraksiyon, TabutMag, Yalnızlar Mektebi, Çınaraltı, Kaos Çocuk Parkı, Heroinstar, Tersakan Sanat, Hırkalı Edebiyat gibi birçok yayın organında yazıp çizdi. Murat Uyurkulak, Ahmet Büke, Haydar Karataş, Cenk Taner gibi isimlerle röportajlar yapıp; Evrensel Gazetesi, Edebiyat Burada, Siyasi Haber gibi çeşitli yayın organlarına röportajlar verdi. Roka, Vesait, Karahindiba Dergi gibi dergilerde tasarım çalışmaları, Fikret Başkaya, Lokman Kurucu gibi isimlerin de aralarında bulunduğu yüzlerce yazar ve yayınevi için kitap dizgisi ve kapak tasarımı; Erkan Kolçak Köstendil, Taylan Özgür Ölmez, Sermiyan Midyat, Levent Karataş, Mehmet Akbaş gibi isimler için çeşitli tasarım çalışmaları yaptı. 2014 yılında Arif Çıplak tarafından derlenen ve genç öykücülerin öykülerinden oluşan "Öyküler Sen Varsan Güzel" kitap projesinde yer aldı. "Kütürt" isimli kitabı "Kaos Çocuk Parkı Kitaplığı" kitap serisi altında Peron Kitap tarafından 2018 yılında yayınlandı. Daha sonra yine “Kütürt” isimli kitabıyla birlikte “Soğuk Masal” isimli kitabı Kaos Çocuk Parkı Yayınları tarafından 2018 yılında yayınlandı. Hâlen Kaybolan Defterler isimli Sanat-Edebiyat portalında genel yayın yönetmenliği, Ali Lidar’ın yayın koordinatörlüğünde Eskişehir Anadolu Lisesi öğrencileri tarafından hazırlanan Çınaraltı Dergi ve çok sayıda yazar için tasarım çalışmaları yapmakta. Senaryosunu kendi yazdığı iki kısa film, bir de kısa belgesel çalışması bulunmaktadır. 2020 yılında Gıda-İş Sendikası ve Manos Kitap tarafından beşincisi düzenlenen “Sennur Sezer Emek-Direniş Şiir ve Öykü Ödülleri”nde “Biraz Ormanda Saklanacağım” başlıklı dosyasıyla öykü dalında birinciliğe değer görüldü.