“uzletin bittiği yerde kaçış başlar.”

“ bu, kötü talih numarası benim değil bir tek. ne güzel oynuyorsun kendi kısmını.”

I.

 

 

Büyükşehirlerden biri/gece/en sevdiği kafe/Elif/Esra/Erhan Abi

 
(Mutfağı toparlamaya girişen Erhan Abi, masadan taşıdığı tabakların arasında Ahmet’in çakmağını bulur. Kaybolmasın diye kasanın altındaki göze kaldırır. O ara kapının tıkırtısını işitir. Gözlerini girişe çevirince önce şaşırır sonra bir kahkaha patlatır. Elif’tir gelen; sakar Elif!)

 
Erhan Abi: Sağlam kalan birkaç plak vardı, onları da halledeyim diye mi döndün hayırsız? (Sımsıkı sarar Elif’i.)
Elif: (Yaşlı gözlerine sıcak bir tebessüm yayılır.) Ne çayın karanfilini tutturabildim senin gibi ne de kahvenin köpüğünü be Abim!
Esra: (Nemli gözaltlarında birikmiş rimel kalıntılarını elinin tersiyle toparlar.) Dur, dur! Plağı ben yerleştireyim de bir kahve istemeye yüzümüz olsun Elif! (Üç nemli gözün hasret dolu kahkahası camlara vurur.) Kamuran Akkor plakları hala orta gözde değil mi Erhan Abi?
Erhan Abi: Evet Esra’m. Aman, şu sakarı uzak tut! Ben üç orta şekerli, bol köpüklü kapıp geliyorum şimdi.

 
II.

 
Büyükşehirlerden biri/gece/Sena’nın evinin önü/Ahmet/Sena

 
(Ahmet dalgın, serinliği bahane eder ellerini ceplerinden dahi çıkarmaz. Sena şüpheli. Ahmet’in her tavrını gözlemler. Nedir bu yaz ortasında aralarında esen karayel, anlamaz. Yol boyu susarlar.)

 
Sena: Neden durgunsun? N’oldu Ahmet?
Ahmet: İş güç meselesi canım, önemi yok.
Sena: Bu gece beraberiz diye düşünmüştüm. Ulaş’a gitme işi de nereden çıktı?
Ahmet: (Gözlerini ayak uçlarına diker.) Redaksiyon işini bir an önce halledelim istiyorum. Hem sen de yoruldun bugün, dinlenirsin güzelce.
Sena: (Tatmin olmamış bir ses tonuyla) Öyle diyorsan… Sabah haberleşiriz o vakit.
Ahmet: (Sena’yı, memnuniyetsizliğini aşmaya çalışan zoraki bir gülümsemeyle alnında öper.) Tamam canım. İyi geceler.
Sena: İyi geceler.

 
(Huzursuzca arkasına döner Sena. Merdivenleri çıkmaya başlar. Apartman kapısından girene kadar izler Sena’yı Ahmet. En son ne zaman bir apartmanın otomatik kapısının çarpma sesini duyacak kadar beklemişti bir merdiven başında, anımsar. En son hangi kadın için? Sena için ilk kez, Elif için çok kez. Sena arkasına bile bakmaz otomatik kapıyı ayağı ile iterken. Dönüp gülümsemez.

Ahmet, ellerini yeniden ceplerine sokar. Anıları karıştırır. Bir sigara yakmaya meyleder ki, çakmağı yoktur, bulamaz. Büfeci Ali’ye uğramayı düşünür yol üstü, çoktan kapatmıştır, vazgeçer. Kaldırımın sökülmüş yerlerini ayakucuyla kaldırarak ilerler.)

 

III.

 

Büyükşehirlerden biri\gece\en sevdikleri kafe\Elif\Ahmet\Esra\Erhan Abi

 
(Kamuran Akkor nağmelerinin aralarına özlem dolu kahkahalar sıkışır, açık kapıdan dışarı sızar. Bu şakımaya uyum içinde dâhil olan fincan seslerinin fısıltısı Ahmet’in kulağına kadar ulaşır. Erhan Abi’nin hala gitmemiş olması mutlu eder Ahmet’i. Eve kadar bir sigara yakmazsa dayanamayacaktır çünkü. Koşar adım yaklaşır kafenin kapısına.)

 

Erhan Abi: (Kapının kolunun çıkardığı sesle ardına dönen üç gözden kendini ilk toparlayan olarak) Ahmet… Buyur aslanım, çakmak için geldin değil mi? İnanır mısın tabakların arasından çıktı. (Acı bir kahkaha atar.) Dur çekmeceye kaldırmıştım getireyim.
Ahmet: (Bugün aldığı kokunun yoğunluğu artar. Elif’in kokusu…) Evet Abi. (Gözleri Elif’e kilitlenir. Ne bakabilir ne de gözlerini kaçırabilir.)
Elif: (saçlarının kulağının arkasına sıkıştırır, telaşla.) Merhaba…
Ahmet: (Başını sallayabilir ancak. Sanki konuşmak ister de sesi çıkmaz. Dudağının üzerine düşen bıyıklarını ısırmaya başlar. Boğuk bir sesle…) Acelesi yok abi, sabah uğrarım. Hem…
Erhan Abi: Hah, buldum. Al bakalım Ahmet’im.
Ahmet: (Aldığı gibi avucunun içinde sıkar çakmağı.) Sağ ol abi, o zaman…
Elif: (Kirpikleri gözyaşlarını tutmaya çalışır.) Büfeci Ali Abi’ye selam söyle. Bilirim o çakmağı başkasına doldurtmazsın sen. Ahmet…
Ahmet: (Sıktığı yumruğuyla tutmaya çalışır gözyaşlarını. Özlemle, öfkeyle, sevgiyle, korkuyla bakar Elif’in gözlerine. Kapıya doğru hızla döner.) İyi geceler abi.
Erhan Abi: İyi geceler aslanım.
(Ahmet’in ardından çektiği kapının yankısı uzun süre çınlar kulaklarında. Ne Esra ne de Erhan Abi ağzını açmaya cesaret edemez. Ayağa kalkar Elif, pikaba doğru yürür. Başka bir plak sürer iğnenin altına.)
Elif: Affetmeyecek! Azad etmeyecek! (Acı bir gülümseme yayılır yüzüne. Salıverir tuttuğu gözyaşlarını.)

* * *

Gecenin sonunda Kamuran Abla’nın sesi yükselir yine en sevdikleri kafenin basık duvarlarından: “Unutmak İstiyorum”.

Yazar

Sınıfının öğretmenidir. Vaktiyle, Koza Düşünce Dergisi'nde pedagojik düşünce yazıları, Yalnızlar Mektebi Dergisi'nde de araştırma\inceleme yazıları yazmışlığı vardır. Şimdi ise Kaybolan Defterler'de, Karahindiba Dergi'de ve Âlâ Edebiyat Dergisi'nde bir küçük yaprakçıktır. Hayatının geri kalan kısmını ise bolca okuyan, kalemi yettikçe yazan bir cesur acemi olarak sürdürmektedir.