1. Harikulade zamanlar için ayrılmış arsalar
Adam, yaban çiçeklerinin üzerine eğilmiş, “Madem gidecektin, neden haber vermedin?” diye soruyordu.
Siz de takdir edersiniz ki, Fotosentez, klorofil taşıyan canlılarda ışık enerjisi kullanılarak organik bileşiklerin üretilmesi olayıdır. Bu yolla besin üreten canlıların tümüne fotosentetik organizmalar denir ve bunların büyük bir çoğunluğunu bitkiler oluştururlar.
Dahası, sizden giden birinden hesap sorabilmeniz için; ya bir bitki olmalıdır ya da bir ölü…

2. Cenaze merasimlerinde havaya ateş eden adamlar
Sabır, boktan bir ritüeldir. Yaşlanarak ölürsen, tanrının kayığına bindirirler… Erken ölürsen, kıyağına…
Her şeyin normal şekilde seyretmesinin, insan yaşamı için bir gereklilik olduğuna inanmıyorum, sabır boktan bir ritüeldir, ve zaten bunu belirtmiştim…
Sıkıcı bir filmi sonuna dek izlemektense, bol aksiyonlu bir filmi sinemada çıkan herhangi bir yangın yüzünden terk etmeyi yeğlerim.

3. Bu günahların bir anlamı olmalı.
Yerküre üzerinde kaç milyarız, buna dair en ufak bir fikrim olduğunu söyleyemem.
Fakat, bir an önce Üçüncü Dünya Savaşı’nın çıkacağı ve insan türünün biyolojik silahlarla yok edileceği günü sabırsızlıkla bekliyorum.
Uzayda hayat var mı bilemem ama, hayatta bi bok yok…

4. Bir kadından daha büyük organ mafyası mı var?
Ahenkle dans eden saçlar, sizi güzel yapmaz… “İlk kez böylesine aşık oldum…” söz öbeği ne komiktir değil mi? “s.tir ordan!” söz dizisi ile mükemmel bir uyuma sahiptir…
Tarihte bilinen bütün popüler aşıklar, birer birer öldüler biliyorsun…

5. Mobeselerin meleklerle bir alakası olmalı.
Emmett Brown’la bir gün karşılaşsaydım eğer, bir çift sorum olabilirdi:
“Bu araç kilometreye ne kadar yakıyor bayım?”
İnsanın düşüneceği çok şey olunca, bir noktadan sonra saçmalamada ışık hızına varabilir. Ve geçmiş zamana geri dönmek, hiçbir şeyin çaresi değildir…

6. Tarihteki ilk uzun metraj film.
Acı çekiyordum, “Orhan Gencebay dinle!” dediler bu kez de Orhan Gencebay’a aşık oldum…
İnsan türü böyledir. Gecikmiş öğreti, hedef şaşırtır.

7. Böyle savunma mı olur?
“Sen daha yeni mi deliriyorsun? Geç kalmışsın…”
“Yo hayır, ben daha çok, tur bindiriyorum…”

8. Bunca yıllık hukukumuz var abi.
“Çok yanlış zamanda ölmek” diye bir terim var. Bir ölüden, sana olan borcunu asla tahsil edemezsin. Bir ölüye, “kalk bir şeyler içmeye gidelim” diyemezsin. Bir ölü söylediğiniz güzel sözlere inanmayacak tek arkadaşınız olabilir. Bir ölünün kulakları muhtemelen sağırdır artık…
Eğer siz de insanların yalanlarını duymak istemiyorsanız, ölünüz…

9. “Teşvikiye’den Kalkan Cenaze” ne olaki?
Bir arkadaşım var. Nenesinin mezarıyla konuştuğunu söylüyordu. Dangalaklığın da bir sınırı olmalı. Bir gün, yani en azından böyle giderse, tanıdığınız bütün ölüler ayaklanacak, demedi demeyin!
Ölü şairler, şiirlerini de yanlarında götürdüler, boşuna beklemeyin!

10. Alkol komasından Zincirlikuyu’ya uzayan fantastik hikayeler zinciri.
“Kaderin cilvesi” diye bir şey var, ben de yeni öğrendim.
Bir büyük devirmeyi gözüne kestirmiş büyük bir adamı, asla masanın başından kaldıramazsın. Hayat-memat meselesi denilen olgu, işte tam da budur.
Hayat’tan yola çıkıp, memat’a ulaşmak isteyen bir adamı yüzlük Yeni Rakı şişesine bindirin, sonuca siz de hayret edeceksiniz!

11. Muvaffak olduğumuz birkaç husus.
Gergi tellerine asılı duran, bir çok göçmen kuş tanıyorum, hepsi birbirinden ölü…

12. Plevne savunması
“Dönüm noktası” diye bir şey yoktur. Bütün bilgi, birikim, duruş, mizaç ve tecrübeni göğüs boşluğuna asılan birkaç çeyrek için, heba etmek koca bir ahmaklık olabilir.

13. Rüyalar gerçek olsa, seni her gün görürdüm.
Gregor Samsa, bir sabah Beylikdüzü Metrobüs durağında uyandı. Önceki gece çok içmesinden mütevellit, muhtemelen geçici bir hafıza kaybına uğramıştı.
İnsan, bir bok böceğinden daha yalnızdır. Bu böyledir.

14. Biri kötülük mü dedi?
Bir şekilde, insanoğluna böyle bir kavramın varolmadığı anlatılmalı.
Antitezi dahil.

15. Hülasa, bırak öleyim.
“Bir gün sana, manyağın teki olduğumu kanıtlayacağım sevgilim…” diye samimiyetle lafa girişti adam… Şüphesiz, “Huzur tercih edilmeyecek kadar büyük bir aptallıktır…” diyemediğinden, açık ve net konuştu.
“Acaba saçlarımı mı kızıla boyasam, yoksa suratını mı?”
Kadınların ağız boşlukları, deri koltuklar gibidir. İçlerine gömülerek öylece oturmak istersin ve yeterince önem göstermezsen erken yıpranır…

16. Ne biçim acı lan bu?
“Hayallerin erkeği” ve “Hayallerin kadını” ne demek acaba?
Hayal, daha çok çocukların işidir. Erkek ya da Kadın’ın değil…
Çeyrek yüzyılı devirip, hayallerindeki insanı bulamadıysan, şu an, içinde bulunduğun binanın çatısına çık ve şöyle bağır:
“Kısır yapmayı bilen bir kadınla, ölüme bile giderim!”

17. Köprüden önce son çıkış
Karın bembeyaz yağdığı zamanları hatırlıyorum, hayal meyal, çok küçüktüm… Sonra Endüstri Devrimi, kitle toplumunu ve babamı da yanına alarak büyük şehirlere taşıdı…
O gün, Titanik’in içinde olsaydım, inan bana gemi batarken çalmaya devam eden orkestrada en iyi keman çalan adam mutlaka ben olurdum…
“Ebediyete kadar birlikte olmak” diye bir söz öbeği taşıyorsunuz iç ceplerinizde hepiniz. Sizler ancak birbirinizi kandırabilirsiniz. Bir gün insanlar, yapmacıklığında boğulacak ya resulullah.
O gün, Çernobil patlarken o kentte olsaydım, inan bana ayak tırnaklarını törpüleyen adam mutlaka ben olurdum…
Her insan, sevdiği şeylerden tiksinir anlatabiliyor muyum? Doz aşımı diye bir şey var bizim buralarda… Sevmenin azı çoğu vardır… İnan bana…
Karanlıkta dans eden insanlar geçiyordu bütün balo salonlarının sedef kakmalı kapılarının önünden. Ve kimse, köşedeki dilenciyi görmüyordu mutlak…
Hiroşima yerle bir olurken orada olsaydım, inan bana radyasyonlu ateşten sigarasını yakan adam mutlaka ben olurdum…

Yazar

Öğretmen. Tasarımcı. Programlamacı. Fotoğraf sanatçısı. Amatör müzisyen. Öykü ve deneme yazarı. Kurgu Kültür, Güney Dergisi, Logos, Otobug, Fraksiyon, TabutMag, Yalnızlar Mektebi, Kaos Çocuk Parkı, Heroinstar, Hırkalı Edebiyat gibi bir çok yerde yazıp çizdi. Roka, Vesait, Karahindiba Dergi gibi dergilerde tasarım çalışmaları, bir çok yayınevi için kitap dizgisi ve kapak tasarımı yaptı. 2014 yılında derlenen "Öyküler Sen Varsan Güzel" kitap projesinde yer aldı. Halen Kaybolan Defterler'de yazmakta; Çınaraltı Dergi ve çok sayıda yazar için tasarım çalışmaları yapmaktadır. Yakın zamanda "Kütürt" isimli kitabı "Kaos Çocuk Parkı Kitaplığı" kitap serisi altında Peron Kitap tarafından yayınlanmıştır.