Ondan sonra olağanüstü şeyler oldu bu şehirde

Puro içen bir anlatıcı tanıyordum. Dededen kalma bir köy evinde konuşmuştuk, üç beş satır aralığına nazır toprak damları gören bir iklimin tam ortasında… Hepsini hatırlıyorum, yaralarım ondan armağan.
Bacağında yaprak saran, tekerlekli sandalyeye oturmuş kadınları anlatıyordu. Bir kavimler göçü değilse, ne bu?
Ondan sonra, olağanüstü şeyler oldu bu şehirde.
Kuzey Atlantiğine gidip mazota bulanmış bir kargaya soruyorlar; “Yaratıcının en sevdiği blues albümü hangisi?” Karga yanıtlıyor; “Çay içerken bir balığın resmini çeksen ya…”
Kutsal kitap yazma girişiminde bulunmuş bir ansiklopedi satıcısı önümde oturuyordu, birkaç ayeti çalıp ilk durakta indim otobüsten…
Ondan sonra, olağanüstü şeyler oldu bu şehirde.
Babilli kralla yatmış, kör bir ermeni kokainman güvercin, merkez kaç kuvvetine erinmiş parmak uçlarıma konmayı istediğinde; fareler kaynayan bir bodrum katında, şöminenin önünde yere serilmiş çıplak bir televizyon tamircisi uzanıyordu.
Ondan sonra, olağanüstü şeyler oldu bu şehirde.
Kaç yitirim çocuk geçti az önce sayamadılar, Sirkeci garını bir kaç bin kilometre öteden gören şarap fabrikaları, henüz tiyatrodan çıkıp, mezarlık müfettişiyle şu köşede buluştular.
“İsa çarmıha gerilmeden hemen önce, dilek ağacına resmini asmamış mıydı?” diye yazıyorum bir öykünün ilk nüshasına, ve kapıcı Murtaza geliyor sonra, sepetinde “ölmek için ilimler sözlüğü…”
Bu ay tatile çıktı tanrım, ah bu çirkef medeniyet, Murtaza soruyor: “Bu mevsim, ölmek ister misiniz efendim?”
Ondan sonra, olağanüstü şeyler oldu bu şehirde.
Kibrit fabrikası davasında bütün mülkleri üzerine geçiren hakim İsviçre’de hesap açacak banka bulamadı biliyorsun. Zaten geri döndüğünde Bulgaristan sınırında çantasından vurdular…
Bir dokunuşun hatırasıdır oysa, Meryem’i doğasıya sevmek… Ama dedim ya, bir tabelayı ters çeviren haylaz çocukları yuttu önce, denizler tanrısı Ahmet abi.
“Kana kan, dişe diş bir maç olsun” diyordu kör güvercin, ölü olan kazansın, ah tamam, Portekiz de olur.
Ondan sonra, olağanüstü şeyler oldu bu şehirde.
Dedem, bir kaç yüz yıl önce ölürken, bana kaybolan köpeğin tadını bırakmıştı. Bir gazabın mobese kameralarına rastlayışıdır oysa genelde İspanyol aşk filmleri bunu öğrendim.
Vedalara alışık değildir papirüs, ve bir bağbozumu, asma bahçeleri…
Ondan sonra, olağanüstü şeyler oldu bu şehirde.
Genelde bizim evin zillerini oyun oynamaya çağıran çocuklar çalmaz. Oyun oynayan çocuklar kaçarak çalar.
Anlatıcıları yanlarında mezar taşlarını taşıyan bir kaç roman oturuyordu parmak uçlarımda, önce bir ekvator vardı sanrıları birbirinden ayıran, sonra Paris’li bir seri katil…
Bağrının orta yerinde, yırtıcı hayvanlar taşıyan, devlet mahmuru komşularımın hepsini Büyükşehir Belediyesine şikayet etmek gerekir mi?
Ondan sonra, olağanüstü şeyler oldu bu şehirde.
Bir tanrının telafuzu imkansız soyadı değilse ne bu? Göçmen kuşları geri döndürebilecek bir parmak şıklatma tanıyor musun?
“Ziyan edilmiş zamanlar antolojisi”ni imzalayacağım, yarın bir kaç namuslu arkadaş için…
Ondan sonra, olağanüstü şeyler oldu bu şehirde.
Babalar oğullarını hep mi ilk baharda öldürür? Karanlıkla oturup sadakat üzerine bir kaç kelime etmek için, Kuzey kutbuna vize başvurusunda bulundum bugün.
Köşedeki bakkalın kızına her gece serenad yapan Bergamalı hokkabazdan çok şey öğrendim.
Ondan sonra, olağanüstü şeyler oldu bu şehirde.
Tehlikeli masallar anlatırdı babaannem, kerpiç üstüne yedi kat dikilmiş gökdelenlerin önünde.
Ah şimdi ona resmi gazete küpürlerinden bakmak, ona bir de, demir döküm bir pencerenin buz tutmuş manzarasından bakmak…
Ondan sonra, olağanüstü şeyler oldu bu şehirde.

Yeni Şeyler

ăn dặm kiểu NhậtResponsive WordPress Themenhà cấp 4 nông thônthời trang trẻ emgiày cao gótshop giày nữdownload wordpress pluginsmẫu biệt thự đẹpepichouseáo sơ mi nữhouse beautiful