Servet-i Fünûn

Servet-i Fünun kavramı servet ve fünun kelimelerinden meydana gelmiştir. Bu sözcüklerin ise Türk Dil Kurumu sözlüğündeki anlamları: “servet: zenginlik1 ve “fünun: ilimler2 şeklindedir.

Bir diğer adı olan Edebiyat-ı Cedide: “II. Abdülhamid döneminde, Servet-i Fünun adlı derginin çevresinde toplanan sanatçıların Batı etkisinde geliştirdikleri bir edebiyat hareketidir. Bu hareket 1896’dan 1901’e kadar etkili olmuştur. 16 Ekim 1901 yılında Hüseyin Cahit Yalçın’ın Fransızcadan çevirdiği “Edebiyat ve Hukuk” başlıklı makalenin dergide yayınlanması üzerine dergi kapatılmış, dolayısıyla Servet-i Fünun topluluğunun faaliyetleri de son bulmuştur.”3

                Edebiyat tarihimizde Servet-i Fünûn Devri’nin farkını ve önemini Kenan Akyüz söyle ifade eder: “Servet-i Fünûn yahut Edebiyat-ı Cedîde Devri, Türk edebiyatında 1860’tan beri devam eden Doğu-Batı mücadelesinin kesin sonucunu tayin eden sonuncu safhasıdır. Gerçekten pek yoğun ve pek dinamik çalışmalarla geçen bu sıcak safhanın sonunda Türk edebiyatı, gerek zihniyet, gerek temalar ve gerekse teknik bakımlardan tamamıyle avrupaî bir mahiyet kazanabilmiştir.”4

Kenan Akyüz’ün bu saptamaları, edebiyatımızın batılılaşma sürecinde okullardaki eğitim ve öğretimin ne kadar önemli olduğunu anlatır. Ülkemizde günümüzde bile Servet-i Fünun Edebiyatı; ortaöğretim, lise ve üniversitelerimizin Türk Dili ve Edebiyatı derslerinde öğrencilere aktarılmaktadır.

Modern Türk edebiyatı bir medeniyet krizi ile başlar, diyen Ahmet Hamdi Tanpınar; Tanzimat’tan itibaren yeni Türk edebiyatının bir medeniyet değişmesinin sonucu olarak doğduğunu vurgular.”5

Ahmet Hamdi Tanpınar’ın sözünde anlatılmak istenen; Servet-i Fünûn kuşağının amacının, edebiyata tamamen Avrupai bir vizyon kazandırmak istemesidir.

Ayrıca Tanpınar’a göre Servet-i Fünûncuların batıya yönelişi: “Genel ve platonik bir hayranlık duymanın çok ötesinde bir anlam taşımaktadır. Onların, şiirde parnasizm ve sembolizm; roman ve hikâyede realizm ve natüralizm; fikir boyutunda da pozitivizm gibi akımları benimsemeleri sonucunda eskiye dair bir kapı kapanır. Onların yöneldikleri örnekler, şekilde, görüş ve duyuş tarzında, dilde derin ve kökten değişmeyi zorunlu hale getirir.”6

Tanzimat ile birlikte ilk örnekleri verilmeye başlanan roman türü, Servet-i Fünûn zamanında ise gittikçe önem kazanır. Roman batı tekniğine uygun ve başarılı bir şekilde yazılıp, sergilenir. Halid Ziya’nın ise bu başarıda çok önemli bir payı vardır. Romanlarında, batı tarzında bir romanın nasıl yazılacağı esaslarını belirler ve nasıl uygulanacağını gösterir.

Ahmet Hamdi Tanpınar da Türk Edebiyatı’nda asıl romancılığın Halid Ziya ile başladığını belirtir fakat onu şu yönden mazur görür: “Malherbe sokağı dinledi, Dickens sokağı edebiyata soktu. Puşkin’de de sokağın anahtarı vardı. Bu sihirli anahtar, hiçbir zaman Hâlid Ziya’nın eline geçmedi. Fakat bu ne kendisinin, ne de neslinin kabahatidir; bu, bir tarihî zaruretti. Garb kültürüne çok eski, çok kuvvetli bir gelenekle yüklü olarak girmiştik. Bu yüzden kolay adaptasyonlarla işe başladık. Birden-bire bütün bu bağları kırarak denize atılmak için başka türlü bir alet lâzımdı.”7

Servet-i Fünûncular, Tanzimat devrindeki meslektaşlarından farklı bir çizgiye sahiptirler. Onlar artık daha da karamsar ve hayata küsmüş bir şekildedirler. Bu yüzden toplumsal meselelere de sırtlarını dönmüşlerdir. Bu yüzden romanlarındaki kahramanlarını da kendilerine benzeterek, hayata yenik düşmüş ve hayal kırıklığına uğramış kişilerden seçerler.

Roman ve hikâyelerinde batılı tipleri en yoğun kullanan kişi ise Hüseyin Cahit’tir. Cahit, eserlerinde öne çıkan bu durumun nedenini; “Abdülhamid döneminin ağır sansür şartlarına bağlasa da siyasete yer vermemek kaydıyla Türk halkının günlük hayatını işleyen Halid Ziya’nın birçok eserinin sansüre takılmamış olması, yazarın bu düşüncelerinin doğru olmadığını gösterir.8

Servet-i Fünûn edebiyatında romantizmden çok realizm akımı ağırlığını hissettirir. Fakat romanlar ne kadar realist olsa da, yine de romantik ve hayalperest karakterler yer yer göze çarpar. Servet-i Fünûn yazarları içerisinde romantizm akımından en çok etkilenen kişi ise Mehmed Rauf’tur. Prof. Dr. Ali İhsan Kolcu Mehmed Rauf hakkında: “Bütün Servet-i Fünûn nesli gibi Fransız romantik ve parnasyenlerinden etkilendiğini söyler. Eserlerinde şairane üslûbun öne çıktığı Mehmed Rauf’un, daha çok şiirde etkisi hissedilen isimleri benimsemesi dikkat çekicidir. Ayrıca M. Rauf’un nesir tarzında eser vermesi, ona bu dış tesirleri daha iyi saklama şansını vermiştir.”9

 

KAYNAKÇA

AKALIN, Şükrü Halûk, “ Fünûn ”, Türkçe Sözlük, 11.Cilt, TDK Yayınları, Ankara 2011

AKALIN, Şükrü Halûk, “ Servet ”, Türkçe Sözlük, 11.Cilt, TDK Yayınları, Ankara 2011

AKYÜZ, Kenan, Modern Türk Edebiyatının Ana Çizgileri, İnkılâp Kitabevi, İstanbul 1995

HIZARCI, Suat , “Hüseyin Cahit Yalçın”, Varlık Yayınları, İstanbul 1969

KILIÇOĞLU, Sefa, “Servet-i Fünûn”, Meydan Larousse Büyük Lugat ve Ansiklopedisi, 4. Cilt, Meydan Yayınevi, İstanbul 1969

KOLCU, Ali İhsan, “Alfred de Musset Tercümeleri ve Tesiri”, Gündoğan Yayınları, Ankara 1999

TANPINAR, Ahmet Hamdi, “Edebiyat Üzerine Makaleler”, Dergâh Yayınları, İstanbul 1995

TANPINAR, Ahmet Hamdi, “Edebiyat Üzerine Makaleler”, Hazırlayan Zeynep Kerman, Dergâh Yayınları, İstanbul 2011

TANPINAR, Ahmet Hamdi, “Yahya Kemal”, Dergâh Yayınları, İstanbul 1982

Vikipedi, “Edebiyat-ı Cedide”, 2014, http://tr.wikipedia.org/wiki/Edebiyat-ı_Cedide, 29 Kasım 2014

Yeni Şeyler

ăn dặm kiểu NhậtResponsive WordPress Themenhà cấp 4 nông thônthời trang trẻ emgiày cao gótshop giày nữdownload wordpress pluginsmẫu biệt thự đẹpepichouseáo sơ mi nữhouse beautiful