Ülkemin Duvarları Sana Armağan

“MORIRE NON A BASTA!” / “Ölmek yeterli değil!”
Hemingway / Irmağı Geçmek

Çekicinin park farları karanlık boşlukta hareleniyordu. Raber, motoru durdurdu. “Yapma” dedi “Yalvarırım, sen de yapma…”
Kapı merdiveninden atladı. Issız bir dağ yamacında motor sesi titreşiyor, tanker dorsesi boyunca uzanan küçük ışık ampülleri, tırın çevresini solgun bir kırmızıyla donatıyordu.
Çalılığın dibine kustu. Öğürmeleri yankılandı.
“Gurzo geldi. O kötü.”
Gökyüzüne ve karanlığı yırtan yıldızlara bakıp, dağ doruklarına vuran rüzgarı içine çekti.
Geri döndüğünde gaz pedalına dokundu, sol aynadan parıldayan dolunaya baktı. Geride kalan virajların arasından süzülürken, eskimiş yankılar kulağından beyninin içine doluşuyordu:
“Amca, nefes alamıyorum…”
“Meraklanma, sadece su…”
Gaz pedalına sonuna kadar bastı. Nefesini tuttu. Yutkundu. Cam aralığından giren rüzgar uğultusunu dinledi.
“On beş…”
“On sekiz…”
“Otuz yedi…”
Birkaç radyo frekansı aradı. Zihnindeki yangınları durdurmak için bir sigara yaktı. Radyo hışırdadı. Birkaç farsça istasyonda belli ki gece haberleri anlatılıyordu. Yayın bu virajda kayboluyor, sadece uğultular duyuluyordu.
Bir vadiyi yararak geçti. Motor son gücüyle bağırıyor, koca tır bütün haşmetiyle titreşiyordu.
“Lütfen iner misiniz?”
İrkilerek gözlerini açtı. Donmuş bir nehrin üzerine el sürer gibi, göz kapaklarını sildi. Buraya nasıl geldiğini anımsamaya çalıştı. Su. Su damlaları kamyonun sol yanında ellerine çarptı.
“Pasaportunuzu ve evraklarınızı hazırlayın.”
Motor hala çalışıyor, gözetleme kulelerinin ışıkları tankerin üzerine değiyordu. Gözlerini kıstı, çevresine bakındı. Boylu boyunca uzanan kamyon konvoyunun, en sonuna doğru uzandı. Bir sigara daha yaktı. Zihni yankılanıyordu.
“Amca, neden geldiler?”
“Eğer şimdi yüzmezsen, bizi de götürecekler…”
“Her şey İrşat’ın yüzünden, değil mi?”
Duvarın dibinde sigarasını söndürdü. Titreyen dişlerini susturdu. Kulübeye doğru yürüdü.
“Peki, geçebilirsiniz. Ama bir dakika…”
Üniformalı adamın sağ yanında, ritmik adımlarla yürüdü. Titreyen ellerini ceplerine sokup dorsenin yanında bekledi. Adam uzun uzun bakındı. Raber kalp ritmini durduramıyordu.
“Sağ stop lambası yanmıyor. En yakın yerleşim biriminde yaptırın.”
Üstü başı korku içinde, direksiyonun başına geri döndü. Zihni, sonsuz bir boşlukta salınır gibi karartı bulutlarla kaplandı. Durdurduğu motoru çalıştırdı. Vitesi geçirdi. Kapıdan geçerken memura korna çaldı. Şoför mahallinin içinde bulunan lambayı söndürdü. Karanlık virajlara son sürat daldı.
“Peki kaç saniye suyun dibinde kalmalıyım?”
“Uzun, çok uzun… Televizyondaki kadını hatırla…”
“Karol Meyer’mi? Peki ben de ödül kazanacak mıyım?
“Kazanacaksın Avdil. Kazanacağız…”
Birer birer vites yükseltti. Tanker aynada titreşiyor, dikiz aynasına Güneş incecik bir kızıllıkla karanlığın dibinde yansıyordu. Bir tabelanın yanından geçti.
Sol tarafta bulduğu ilk kırsal yola saptı. Birkaç kilometre, tozları kaldırarak ilerledi.
Çekicinin park farları karanlık boşlukta hareleniyordu. Motoru durdurdu. “Yapma” dedi “Yalvarırım, sen de yapma…”
Kapı merdiveninden atladı. Issız bir dağ yamacında motor sesi titreşiyor, tanker dorsesi boyunca uzanan küçük ışık ampülleri tırın çevresini solgun bir kırmızıyla donatıyordu.
Çalılığın dibine kustu. Öğürmeleri yankılandı.
Gökyüzüne ve karanlığı yırtan yıldızlara bakıp, dağ doruklarına vuran rüzgarı içine çekti.
Dorsenin merdiveninden tutundu. Gövdesini yukarı doğru çekti. Petrol kapaklarına birer birer baktı. Bağlantılarını kontrol etti. Tankerin üstünde, en uçta kalan bölüme doğru yürüdü.
Uğuldayan sesler zihnini kemirdi.
“Oğlum ve kızım Zap suyunu geçerken boğuldu, beni beş yıl hapiste tuttular…”
“Peki ya karın? Karın öldü mü?”
“Öldü, ama üzülme zaten Dünya’da olmamamız için Dünya’da olmaması gereken herşey Dünya’da yok…”
“Her şey belki de Büyük Kiros’un yüzünden, değil mi?”
Yan cebinden bir pense çıkardı. Vidayı çevirdi. Dönmüyordu. Somunu sıkışmıştı. Kapağı sarstı. Bir daha. Hayır. Bütün kapaklar yakıt kokuyor, uzakta gün ışıldamaya başlıyordu.
“Bir bilge vardı medresede. Kuyunun dibinde kalmayı öğrendi. Sonra suyun…”
Zihninde çarpışan kelimeler, insanın içini acıtır. Raber, iki yandan çekiştirilen bir işkence aletine sarılmış gibi çırpınıyordu. Kelimelerin arasında, gün ışığına uzanarak…
“Amca, bir kuyudan insan nasıl çıkar?”
“Gün ışıyınca Avdil, ışıyınca duvarlar…”
Son vidayı da tüm gücüyle büktü. Gökyüzüne doğru bağırdı. Kapağı kaldırdı. Ses yoktu. Elini tankerin içine uzattı. Sonra kafasını soktu, göt cebinden feneri çıkardı. Üç beden kıpırtısız oradaydı. Öylece suskun, ve nefessiz. Bağırdı:
“Yapma” dedi “Yalvarırım, sen de yapma…”
Avdil, fenerin ışığına doğru tek gözünü açtı. Sonra Badil. Sonra anneleri; Êvar.
Elini uzattı. Yukarı çekti birer birer. Avdil’e baktı:
“Karol Meyer’i geçtim mi?”
“Geçtin. Birazdan gün ışıyacak, sen de öyle…”
Çekicinin park farları karanlık boşlukta hareleniyordu. Raber, motoru çalıştırdı. Kendince sayıkladı:
“Aslında burada da, herkes hiç kimsedir.”
Issız bir dağ yamacında motor sesi titreşiyor, tanker dorsesi boyunca uzanan küçük ışık ampülleri, tırın çevresini solgun bir kırmızıyla donatıyordu.
Gökyüzüne ve ışıyan maviliğe bakıp, dağ doruklarına vuran rüzgarı içine çekti.
Geri döndüğünde gaz pedalına dokundu, sol aynadan parıldayan kadın ve iki çocuğunun gözden kayboluşunu gördü. Geride kalan virajların arasından süzülürken eskimiş yankılar kulağından beyninin içine doluştu.
Sol yanında Van Gölü Ekspresi salınıyor, petrol dolu tanker titreşiyordu. Uzun uzun, uçsuz ovayı izledi. Gün ışıldıyordu. Camı açıp nefes aldı. Baharın kokusunu içine çekti.

Yazar

Öğretmen. Tasarımcı. Programlamacı. Fotoğraf sanatçısı. Amatör müzisyen. Öykü ve deneme yazarı. Kurgu Kültür, Güney Dergisi, Logos, Otobug, Fraksiyon, TabutMag, Yalnızlar Mektebi, Kaos Çocuk Parkı, Heroinstar, Hırkalı Edebiyat gibi bir çok yerde yazıp çizdi. Roka, Vesait, Karahindiba Dergi gibi dergilerde tasarım çalışmaları, bir çok yayınevi için kitap dizgisi ve kapak tasarımı yaptı. 2014 yılında derlenen "Öyküler Sen Varsan Güzel" kitap projesinde yer aldı. Halen Kaybolan Defterler'de yazmakta; Çınaraltı Dergi ve çok sayıda yazar için tasarım çalışmaları yapmaktadır. Yakın zamanda "Kütürt" isimli kitabı "Kaos Çocuk Parkı Kitaplığı" kitap serisi altında Peron Kitap tarafından yayınlanmıştır.