Yalancı Yalancı

Çok güzel bir resim gördüğümde ya da tanıdık bir sokaktan geçtiğimde nasıl hissedersem öyle bir his yayıldı içime.Gözlerimi kırpmadan mavi ışıkların vurduğu yüzüne bakmaya devam ettim.Heyecanla iki elini de sallayarak anlattığı hikayesini tam olarak duyamasam da heyecanını paylaşarak dinlemek için iyice eğildim.Birkaç kez durup tepki vermemi bekledi.Her defasında ağzım kulaklarımda bir halde, parlayan tavşan dişlerine diktim gözlerimi.

“Çok konuştum özür dilerim” dedi, “Hayır ben halimden memnunum, lütfen devam et.” dedim.Hiç şüphe etmedi, tıpkı birilerine inanmaya ihtiyacı olan diğer insanlar gibi, kaldığı yerden devam etti anlatmaya.Belki ilk kez tanımadığım bir insanın sıradan hikayelerini bu kadar hevesle dinlediğimden, belki uçurtma gibi bir adam olmaktan yeni yeni sıkılmaya başladığımdan, bilmiyorum, dişlerinden dudaklarına kaydı gözlerim.Öpmeyi düşündüm, cesaret edemedim.Oysa “cesaret buna da yaramayacaksa neden kalbimizde taşırız” diye seneler sonra söylenecektim, yine de çekindim.

Caddeye çıkıp yürümeye başladık.Gecenin ayazında ellerimiz ısrarla birbirine çarparken ilk hamleyi ben ondan bekledim, o benden.Bir ara o kadar üşüdü ki ellerim, “sadece ısınmak için mi ellerimizi birleştirsek?” demek istedim, serde erkeklik var, üşüdüğümü söyleyemedim.Sonra sonra defalarca “üşüyor musun?” sorusuna her “Evet” deyişimde o anı hatırladığımdan ise, hiç bahsetmedim.

Herkesin başına gelir vedalaşırken “öpüşsek fazla, tokalaşsak az” ikilemi, sarılır gibi yaptı, o gece beni bu sorundan kurtardı.Giden arabanın arkasından bakarken sigara yaktım, çakmağı cebime koyarken ona ilk yalanımı söylediğimi fark ettim.Eve gidene kadar sönen sigaramla bir yenisini yaktım, onla da bir yenisini.

Eve geldiğimde salondaki kalabalığa selam verdim, aldığım biraları bıraktım.Yanlarına geçmeden önce Can’ın odasının kapısını çaldım. “Nasıl geçti?” dedi, “Galiba bu kızı seviyorum ben” dedim.

“Hayırlı olsun kanka” dedi, yüzümdeki tereddüdü anlamış olacak, “olmasın mı yoksa anlamadım.” gibi bir şeyler geveledi ağzında. “Beni biliyorsun” dedim, “bu işlerden anlamam.Kaçıp gidesim geldi aslında, korktum biraz.Mutluluğu var mutsuzluğu var bu işin.Bir gün beni istemez.Bir de bir sürü şey oğlum ben anlamam ki bunlardan.”

“Sen bilirsin ama hep sen demiyor musun ‘güzel olan hiçbir şey kolay olmaz’ diye, böyle sırıttığını seni tanıdığımdan beri üçüncü kez görüyorum, üç gündür tanıyorsun sen de bu kızı.İyi düşün bence” dedi.Odama dönüp montumu çıkardım.Yatağa oturdum, etrafıma baktım.Doğup büyüdüğüm yerde değildim, kendi evimde değildim, bir evim var mıydı onu bile bilmiyordum.Montuma uzandım, sigara paketini ve çakmağı alıp Can’ın odasına geri döndüm. “Ya şunları sen al ziyan olmasın” dedim.Nedenini sordu, “Bırakıyorum ya.” dedim, “Yani kararımı verdim de kıza boş bulundum hiç sigara içmem ben falan dedim.Yalan söylemek istemiyorum ona.Senin de aklında bulunsun yarın öbür gün tanışırsın, içmiyorum ben, rezil etme beni.” Güldü, kulaklığın ucunu bilgisayardan çıkardı, müzik odanın içinde çalmaya başladı: “Hangimiz sevmedik çılgınlar gibi?Hangimiz bir kuytu köşebaşında bir vefasız için yol gözlemedik?”

 

Yedek Kulübesi’nden sevgilerle

Yeni Şeyler

ăn dặm kiểu NhậtResponsive WordPress Themenhà cấp 4 nông thônthời trang trẻ emgiày cao gótshop giày nữdownload wordpress pluginsmẫu biệt thự đẹpepichouseáo sơ mi nữhouse beautiful